BU CENNET BU CEHENNEM BİZİM
NÜKLEERE İZİN VERMEYECEĞİZ! (*)
26 Nisan 1986'da yaşanan Çernobil felaketinin ardından geçen 24 yılda, içimiz dünkünden daha buruk. Çünkü şu günlerde, ülkemizde 2023 e kadar 4 adet nükleer reaktör inşa edilmesi planlanıyor. Bu da yetmiyor, yasalar değiştirilerek, dünya üzerinde işsiz kalan nükleer uzmanlarının Türkiye'de işe başlaması için uygun alt yapı hazırlanıyor.
Aradan geçen yıllarda sadece Türkiye’de Çernobil patlamasının etkileri incelemeleri yapılmadı. Yalnızca Avrupa bölgesinde yapıldı. Çernobil’den gelen radyasyonun satıh taranarak nerelerde yoğun olarak bulunduğunun ölçümü yapılmadı.
‘Artan kanser vakaları sigaradandır, Çernobil’den değildir’ sözü, Türkiye’nin bütünü Çernobil’den etkilendiği için anlamsız ve çok da bilimsel olmayan bir tespit. Üstelik ülkeyi yönetenlerin bakış açılarının ne olduğunun absürd bir göstergesi.
Sadece Hopa'da elde edilen 2003 yılı verileri bile ürkütücüdür. Hopa ilçe merkezindeki Sağlık Ocağı’nın kayıtlarına göre 2003 yılında meydana gelen 38 ölümün 21'i, 2004′te 36 ölümün 14'ü, 2005′te 22 ölümün 11'i kanser nedeniyle gerçekleşti. Bu üç yıl içinde meydana gelen 23 ölümün nedeniyse saptanamadı. Yani Hopa’da son üç yılda gerçekleşen ölümlerin yüzde 47.9′u kanserden!
Bu Türkiye ortalamasının hayli üzerinde. Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 2004 yılında Türkiye’deki ölümlerde kanserin payı yüzde 11... İlçedeki kanser vakası sayısıyla kanser yüzünden ölümlerin Türkiye’nin diğer coğrafi alanlarına göre daha fazla görülmesi, durumun ne kadar tehlikeli ve daha ayrıntılı araştırılmaya muhtaç olduğunu gözler önüne seriyor.
Tüm bunlar yetmez gibi, şimdi Akkuyu'da, Sinop'ta, şaka değilse Nevşehir'de nükleer kurmak adına ihaleler yapılıyor. İnsanlar yok sayılıyor, ilkeler yok sayılıyor, varsa yoksa bir nükleer takıntısı, Çernobil yok sayılarak ve halka inat devam ediyor. Kim için, ne için olduğu anlaşılamamışken...
Artık bu ülkede herkes biraz ekolojist, Yuvarlakçay'da süren direnişin anlamlı bir kazanımı var, TMMOB'un açtığı dava sonucu nükleer santral kurmak biraz daha zorlaştı, insanlar bu konuda dünden daha fazla bilinçli.
Nükleere yalnız ekolojistler değil, halklar da izin vermeyecek, yeni Çernobiller bu ülkede yaşanmasın diye 25 Nisan'da insanlarımız sokaklarda.
Çernobil Felaketinin 25. yılında İÇAÇEP olarak diyoruz ki, 'bu cennet bu cehennem bizim' ve biz nükleere izin vermeyeceğiz.
Bu bizim şair ceketli çocuklara olan borcumuzdur aynı zamanda...
(*) İç Anadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP) bileşenleri adına 25 Nisan 2010'da yapılan basın açıklamasından...