Diyarbakır'da aralarında Baro, İHD, Mazlum-Der, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Ticaret Borsası, Ticaret ve Sanayi Odası, KESK ile Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın da bulunduğu 100 sivil toplum kuruluşunun imzaladığı ortak metinde, Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar Türkiye'nin başat sorunu olan Kürt sorununun çözümünde demokrasi dışı yöntemlerin çözüm aracı olarak kullanılmasından dolayı büyük acıların ve ekonomik, siyasal ve sosyal krizlerin de yaşandığı kaydedildi.
'Sağduyulu, vicdan sahibi ve akıl tutulması olmayan herkes tarihsel ve toplumsal olan bu sorunun yasakçı, baskıcı, inkârcı ve operasyonel politikalarla çözülemeyeceğini artık yüksek sesle ifade etmektedir' denilen açıklamada, son bir yılda Kürt sorununun çözümü için tarihi fırsatlar yakalanmasına rağmen, Ergenekoncu ve milliyetçi çevrelerin kışkırtması ile somut adımların atılamadığı ve bu sürecin heba edildiği ifade edildi:
''Son bir yılda Kürt sorununun çözümü için tarihi fırsatlar yakalanmasına rağmen Ergenekoncu ve milliyetçi çevrelerin kışkırtması ile somut adımlar atılamamış ve bu süreç heba edilmiştir. Türkiye, toplumuna güven verici demokratik yasalar zaman geçirilmeden yaşama geçirilmemesi, Kürt sorununun tüm boyutlarıyla özgür ortamda tartışılması için düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmaması, seçme ve seçilme sisteminde düzenlemelerin yapılmaması, hazırlanan Anayasa taslağının Kürt sorununun çözümünü kolaylaştırmaması, Habur ve Mahmur'dan gelenlerin, çocukların, siyasetçilerin, seçilmişlerin, emekçilerin ve insan hakları savunucularının tutuklanması şiddet ortamına ve silahların konuşmasına davetiye çıkarmıştır.
Tüm bu gelişmeler toplumda barışın geleceğine dair güven ortamını zedelemiştir. Her türlü operasyonlar durmalı, PKK eylemsizlik kararı almalıdır. Kürt sorununun çözüme kavuşması ve ülke insanlarımızın birlikte ve barış ortamında yaşamasını sağlamak için, çözümde etkin rol alacak bütün dinamikler sürece müdahil edilmelidir.’’
İmzalanan ortak metinde Türkiye toplumuna güven verici demokratik yasalar zaman geçirilmeden yaşama geçirilmesi gerektiği belirtildi.
'BÜTÜN DİNAMİKLER MÜDAHİL OLMALI'
Kürt sorununun çözüme kavuşması için çözümde etkin rol alacak bütün dinamiklerin sürece müdahil olması gerektiği kaydedilerek şunlara yer verildi:
'Hükümeti, ana muhalefeti, TBMM'yi ve devletin tüm kurumlarını Kürt meselesinin demokratik çözümünün anayasal zeminini hazırlama sürecini başlatmak için eksiksiz bir irade koymaya, Kürt meselesinin çözümünde tüm tarafları ve dinamikleri yok sayan yaklaşımlardan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Bizler aşağıda imzası bulunan sivil toplum örgütleri olarak atılacak olan bu adımların Türkiye'nin barışa giden yolu açacağını, kardeşlik duygularını güçlendireceğini, güzel ve aydınlık yarınların yakınlaşacağını düşünüyor, herkesi gerekli duyarlılığa davet ediyoruz. Silahların sustuğu siyasetin önünün açıldığı ortamın sağlanması için görev almaya hazır olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.’’