Eşitlik ve Demokrasi Partisi İl Başkanları Ankara’da 20 Haziran Pazar günü Parti Genel Merkezi’nde toplandı. Toplantının açılış konuşması Genel Başkan Ziya Halis tarafından yapıldı. Genel Başkan Halis, Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki Tekeli Jandarma Sınır Taburu’na yönelik PKK saldırısının ardından hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerinde bulundu. Türkiye’de yıllardır oluk oluk kan attığını ifade eden, dünkü çatışmaların ardından da yine gençlerin hayatını kaybettiğini, evlerine ateş düştüğünü belirten Ziya Halis, gelinen noktadan, soruna çözüm üretemeyen iktidarın da muhalefetin de sorumluğu olduğunu söyledi.
Toplantının sonunda EDP Genel Merkezi tarafından bir sonuç bildirgesi yayınlandı.
Ziya Halis, konuşmasında şunları söyledi:
İKTİDAR VE MUHALEFETE TOPLUMSAL BARIŞ UYARISI
“Türkiye zor bir süreçten geçiyor; bu bakımdan siyasete, siyasetçilere çok önemli görevler düşüyor. Kürt sorunu Türkiye’nin gündemini birinci derecede meşgul etmektedir. Bu soruna çözüm için bütün partilerin bizim savunduğumuz noktaya gelmesini beklerken ne yazık ki, hem AKP iktidarı hem de Meclis’teki muhalefet partileri bu statükocu, çatışmacı, sorunu geçiştiren, halının altına süpüren anlayışlarını sürdürmektedirler. Dolayısıyla Türkiye’nin bu yarası kanamaya devam ediyor; çok büyük bir endişe içindeyiz, toplumsal barışımız giderek bozulmaktadır. Toplumsal barışımızın bozulmasında hem iktidar hem de muhalefet birinci derecede sorumludur. Sorunu görmezlikten gelerek geçiştirmeye çalışmalarının büyük günahı, vebali olduğunu halkımızla paylaşmamız; halkımızın sürece, siyasal partilerin sorunu görmezlikten gelişlerine ‘dur’ demesini sağlamaya dönük çalışmalarımızı aktif bir şekilde yoğunlaştırmalıyız.
Bilindiğini gibi bir açılım süreci yaşadık; iktidar hazırlıksız, böyle bir açılımda ne kadar samimi olduğu ise başından beri şüpheyle karşılanmıştı. Muhalefet de ‘böyle bir açılımı niye yaptın’, ‘niye açılım lafı ettin’, ‘açılım lafını ettiğiniz için Türkiye bu noktaya geliyor’ demiş, hatta giderek ‘böyle bir açılıma lanet olsun’ diyebilmiştir. Oysa Türkiye’nin kültürel, ekonomik, sosyal sorunları vardır. Bu sorunlar yıllarca on yıllarca belli bir anlayışla bugüne taşınmış, getirilmiş; artık bugün gitmiyor, tıkanmıştır. Bunları çözmek gerekiyor, adına ne diyorsanız deyin: ‘Açılım’ deyin, ‘Demokratikleşme’ deyin, ne derseniz deyin bunları çözmek, bunlara müdahale etmek gerekiyor. Müdahale etmek gerekirken muhalefet tarafından, gerek MHP gerekse ana muhalefet partisi CHP tarafından anlaşılmamış olması ve çatışmacı, statükocu anlayışın sürdürülmeye çalışılmış olması ülkemiz, halkımız, demokrasimiz için büyük bir talihsizliktir.”
‘ORTADOĞU POLİTİKASI İÇ POLİTİKAYA ALET EDİLMEMELİ’
AKP iktidarının dış siyasette izlediği yöntemi de eleştiren EDP Genel Başkanı Ziya Halis, İsrail ile yaşanan son krizin AKP’nin Milli Görüş geleneğiyle bağlarını koparmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti.
Ziya Halis, şöyle konuştu:
“AKP Ortadoğu’nun fedailiğine soyunmak istiyor; Ortadoğu’da siyasal İslam’ın etkin pozisyonuyla hem içerdeki hem de Ortadoğu’daki kesimlere, odaklara yakınlaşma, kendine ait bir güç oluşturma çabasında. Bunun faturası ne olacak, halkımıza nasıl ödetilecek bunu iyi düşünmek gerekiyor.
Gazze’ye yapılan insani yardımı destekliyoruz ama bu yardımın arka planındaki gelişmeleri anlamakta da zorluk çektiğimizi ifade etmek istiyorum. İsrail’in Ortadoğu’daki duruşu, Filistin halkına yönelik politikaları, Gazze’de yardım gemisine yapılan baskını şiddette kınıyoruz ama Ortadoğu politikalarımızı AKP iktidarının kendi iç politikalarına alet etmemesi gerektiği konusunda da hükümete uyarıyoruz.”
EDP İL BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ:
20 Haziran 2010 günü Ankara’da toplanan Eşitlik ve Demokrasi Partisi İl Başkanları , Türkiye’nin gündemindeki politik sorunları tartıştı ve partinin örgütlenme adımlarını değerlendirdi. Toplantının sonunda, Eşitlik ve Demokrasi Partisi il/ilçe örgütlerine, üyelerine ve kamuoyuna duyurulmak üzere aşağıdaki SONUÇ BİLDİRGESİ açıklandı:
1) KÜRT SORUNU
Son günlerde artan ve yaygınlaşma eğilimi gösteren silahlı çatışmalar çok ciddi kaygılar yaratmaktadır. Her ölen gençle birlikte yeni bir eve ateş düşmekte, toplumdaki acı biraz daha artmaktadır. Akan kan ve artan şiddet, sorunları çözümsüz hale getirmektedir. Biz çok iyi biliyoruz ki, Kürt sorununun çözümü, ancak şiddetten arınmış demokratik bir siyasetle ve alınacak politik, sosyal, kültürel önlemlerle gerçekleşebilir.
Bu kapsamda, çatışma ortamının yarattığı toplum içi güvensizliğin ve önyargıların giderilmesi, kültürler arası etkileşimin yaygınlaşması için demokratikleşme adımlarının bir an önce atılması gerekmektedir. Eşit hakları kapsayan anayasal yurttaşlığı da içeren anayasa değişiklikleri ve genel siyasi af dahil olmak üzere demokratik yasal düzenlemeler, hızla ve vakit kaybetmeden gündeme alınmalıdır. Şiddet ortamı hızla sonlandırılmalıdır, çünkü toplumun daha fazla kan akmasına tahammülü kalmamıştır.
2) DEMOKRATİKLEŞME
Ülkemizdeki demokrasi sorunlarının başında, 12 Eylül Anayasası ve onunla birlikte oluşturulmuş siyasi ve idari yapı ve bu yolla yönetim erkini sürdüren vesayet güçlerinin varlığı gelmektedir.
Bu vesayetçi yapıyı kıracak en önemli güç; demokratik bir Siyasi Partiler Yasası ve temsilde adaleti sağlayacak bir Seçim Yasası ile oluşacak yeni parlamento bileşimidir. Bu nedenle, % 10’luk seçim barajını kaldıracak yasa değişikliği 2011 seçimlerinde uygulanacak şekilde bir an önce yapılmalıdır. Bu konu, 2011 seçimlerinden sonraya bırakılabilecek bir konu değildir. İktidar partisini ve Meclis’te grubu bulunan muhalefet partilerini bir kez daha sorumluluk almaya çağırıyoruz.
3) İNSANCA YAŞAM
İşsizlik ve yoksulluk, bugün toplumun önemli bir kesimini umutsuzluğa ve yalnızlığa sevk etmektedir. İstihdam sağlayacak yasal önlemler ve yatırımlar teşvik edilmeli; çalışanların örgütlenme ve iş güvenliğini ortadan kaldıran düzenleme ve uygulamalara, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırmaya son verilmelidir. Emeklilerin ve engellilerin yaşam standardı artırılmalıdır.
İnsanın da içinde bulunduğu canlı yaşamının sürdürülebilmesi için havanın, suyun, toprağın korunması gerekmektedir. Ülkemizin zengin yenilenebilir enerji kaynakları yerine, nükleer enerjinin tercih edilmesi, ekolojik dengeyi ve geleceğimizi riske atan tehlikeli bir gelişmedir. Siyasi iktidar bu tehlikeli oyundan geri dönmelidir.
EDP, UMUDUN ADI VE SESİDİR
Eşitlik ve Demokrasi Partisi, il ve ilçe örgütleri ile yukarıda ele alınan konularda siyasi faaliyetlerini yoğunlaştıracak ve derinleştirecektir. Türkiye’de solda yenilenmeyi sağlayacak irade, kararlılık, fikir ve birikim Eşitlik ve Demokrasi Partisi üyelerinde ve örgütlerinde vardır. Önemli olan bu gücü açığa çıkarmak, ete ve kemiğe büründürmektir.
İl ve ilçe örgütlerimiz, mücadelelerini kararlı bir şekilde bulundukları yerellerde geliştirecek ve yaygınlaştıracaktır. Çünkü Eşitlik ve Demokrasi Partisi, adalet için, özgürlük ve barış için, umudun adı ve sesidir.
21 Haziran 2010, Ankara