Efemçukuru altın madeni ile ilgili olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, TÜPRAG Metal Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.ne 20.04.1999 tarihli
Altın + Gümüş Madeni işletme ruhsatı ve işletme izni iptali için açılan dava için, İzmir 4.İdare Mahkemesi tarafından 3 Haziran Perşembe günü saat 09.00'da keşif yapılacak.
CANGI: 'YAŞAM SAVUNUCULARI SÜRECİ TAKİP ETMELİ'
Davacıların vekili Avukat
Arif Ali Cangı, İzmirlileri ve yaşam savunucularını bu önemli keşfe bizzat katılmaya ve gelişmeleri yakından izlemeye davet etti. Cangı, keşifle ilgili olarak yaptığı açıklamada şöyle dedi:
"2002 yılından bu yana devam eden bu dava dosyasından verilen kararlar iki kez Danıştayca bozuldu. Her iki bozma kararının gerekçesi de rapor düzenleyen bilirkişilerin tarafsızlığı konusundaki kuşkulardı.
Bu dava son derece önemli, zira Efemçukuru Altın madeni için verilen ilk izin budur. Bu iznin iptal edilmesi bundan sonraki izinleri dayanaksız bırakacak, İzmir'in içme suyu havzasının korunması için önemli bir iş başarılmış olacak.
EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ HUKUKSAL SÜRECİ
Efemçukuru Altın Madeniyle ilgili olarak yürütülen hukuksal sürece ilişkin raporu aşağıda sunuyoruz. Rapor, Davacı/Davacılar Vekili Arif Ali Cangı tarafından hazırlandı.
1.) İzsu’nun direnmesine karşın işletme ruhsatı veriliyor;

İzmir’in içme suyunun büyük bölümünü sağlayan Tahtalı Barajı havzasının sınırında, yakın gelecekte İzmir kentinin içme suyu gereksinimini karşılayacak olan Çamlı Barajı’nı besleyen havza içinde yer alan Menderes-EFEMÇUKURU Köyü Yöresinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı- Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, TÜPRAG Metal Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.ne 20.04.1999 tarihli Altın + Gümüş Madeni işletme ruhsatı ve işletme izni verilmiştir.
İzmir’e su sağlayan havzaların korunması konusunda tek yetkili ve görevli olan İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) tarafından bu faaliyete karşı çıkılmaktadır. İzmir’in su havzası içinde altın madenciliği yapılacağı haberlerinin basında yer alması üzerine, İzmir Barosu Başkanlığı tarafından bu konuda bilgi verilmesi için İzsu’ya başvurulmuştur. Başvuruya yanıt olarak gönderilen 12.08.2002 tarihli yazıda özetle “..Menderes ilçesi, Efemçukuru köyü yakınlarında, İzmir Kentine İçme suyu sağlanması için inşa edilen Çamlı Barajı uzun mesafeli koruma alanında ve yine Tahtalı Barajı su toplama havzasında; TÜPRAG Metal Madencilik San. Ve Tic. Ltd.Şti’ne Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından, altın madeni işletme ruhsatı ve İşletme izni verilen faaliyetin, yüzey topoğrafyasını değiştireceği, arazide erozyon ve çökertme olacağı, kimyasal dengelerde bir takım değişimlerin ortaya çıkabileceği, doğal su akışı yönünun ve akış hacminin değişiminin doğal döngüyü olumsuz yönde etkileyeceği ve elde edilen suyun kirlenmesine yol açacağı, bu nedenlerle meydana gelen zararların telafisinin mümkün olamayacağı....” belirtilmiştir.
2.) Dava Sürecinin başlatılması;
Bu yazı ile konudan haberdar olan, çok sayıda Meslek odası ve sivil toplum kuruluşunu içinde barındıran, İzmir-Bergama-Eşme, Sivrihisar, Havran/Küçükdere Elele Hareketi (ELELE)’nde konu gündeme alınarak, incelenmiş, araştırılmış ve kentin içme ve kullanma suyunu stratejik olarak planlama ve dağıtma otoritesi olan İZSU’nun ağır risk tespit ve kaygıları da göz önüne alınarak, İzmir Kenti’nin su kaynaklarının korunması için bu dava süreci başlatılmıştır.
“TÜPRAG Metal Madencilik San. Ve Tic. Ltd.Şti’ne verilen altın madeni işletme ruhsatı ve işletme izninin geri alınması” için, ELELE Hareketi’nin dönem sözcüsü, platformun katılımcısı olan tüzel kişilikler ve bireysel katılımcılar ile birlikte çok sayıda yurttaşın imzasını içeren dilekçeler, izni verene Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ildeki temsilcisi olan İzmir Valiliği’ne 25.09.2002 tarihinde verilmiştir. Yapılan bu başvuruya karşı başvuruculara hiçbir yanıt verilmemiştir. İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 10. maddesi gereğince idarenin zımni reddi üzerine başvuruyu yapana yurttaşlardan bir kısmı ile başvuru yapmayan ancak bu başvuru ile işlemden haberdar olan bir grup yurttaş tarafından İzmir İdare Mahkemesi’ne dava açılmıştır .
Davacılar; Gülizar Solaç, Yelda Kullap, Ömer Turgut Erlat, Neşve Koylu, Ahmet Tuncay Karaçorlu, Mutlu Çakır, Senih Özay, Oktay Konyar, Arif Ali Cangı (Kendi adına asaleten, diğer davacılara vekaleten)
Davacılar Yanında Katılanlar; İzsu, İzmir Tabip Odası, Oya Otyıldız, Gönül Kaya, Halil, Erdal Tari, Öztan Küçük, Muammer Sakaryalı, Ertuğrul Barka, Erhan İçöz, Mehmet Şahin, Vezan Karabulut, Serkan Cengiz-
Dava sürecinin başlamasıyla birlikte Elele Hareketini oluşturan meslek odaları tarafından, yörede 15 Mayıs 2003 tarihinde yapılan inceleme sonunda, söz konusu faaliyetin insan ve çevre sağlığına vereceği zararlar ve ağır riskler tesbit edilmiştir. Konuya ilişkin Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Orman Mühendisleri Ege Bölge Şubesi ile İzmir Tabip Odası tarafından raporlar düzenlenmiştir.
Maden İşletme Ruhsatı ve İşletme İzni’nin iptali için İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin 2003/380 E. Sayılı davasının yargılaması sırasında mahallinde keşif yapılmış bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişi Raporundaki saptamalar doğrultusunda, önce 16.06.2004 tarihli karar ile yürütmeyi durdurma kararı verilmiş, ardından 03.12.2004 gün ve 2004/1547 Karar sayılı karar ile iptal kararı verilmiştir. Kararlar; ““…yörede oluşan toprakların, asit tepkimeli olduğu, altın cevherinin bulunduğu, kayaların ağır metal ve arsenik sülfür metalleri içermesi nedeniyle, madenin işletilmesi süresince ve sonrasında asit ortam yaratabileceği, buna bağlı olarak, metal sülfürler içerisindeki kurşun, arsenik, çinko, bakır ve diğer ağır metallerin harekete geçebileceği, galeriden ya da pasa döküm alanlarında çeşitli yollarla suya karışacağı, bunun sonucunda, başta insan sağlığı olmak üzere sudan yararlanacak diğer canlıların toksik etkilenmeye maruz kalacağı, maden sahasındaki bitki örtüsünün kuruması ya da yok edilmesinin erozyona neden olacağı, bunun da toprak varlığının kaybedilmesine sebep olacağı…” gerekçesine dayanmaktadır .
Yürütmeyi durdurma aşamasından sonra, İzsu ve İzmir Tabip Odası davacılar yanında davaya katılmışlardır.
3.) Ruhsat iptal edildi ama Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Ruhsatı Geri Alamadı;
Bu yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarının ardından, kararların uygulanması ve işletmeye olanak sağlayacak yeni işlemler tesis edilmemesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı’na birden çok başvuru yapılmıştır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yapmış olduğumuz 02.02.2005 tarihli başvuruya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.02.2005 tarih ve B.15.0.MGM.0.01.01.03 sayılı yazısıyla yanıt verilmiştir. Yazıda özet olarak; “…Mahkeme kararının bakanlığımıza tebliğinden itibaren ilgili Valiliğe ve ruhsat sahibine İR.5419 sayılı sahada herhangi bir faaliyette bulunulmaması gerektiği ve Genel Müdürlüğümüzden almış olduğu işletme ruhsatı ve iznini iade etmesi gerektiği bildirilmiştir…” denilmiştir. Mahkemenin iptal kararının yürütülmesinin durdurulması isteminin, Danıştay 8.Dairesi tarafından reddedilmesi üzerine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na 21.06.05 tarihli dilekçe ile yeniden başvurulmuş “ruhsatın geri alınıp alınmadığı” sorulmuştur. Bu başvurumuza verilen 05.07.06 tarihli yanıtta “ruhsatın iade edilmediği” bildirilmiştir.
4.) Ruhsatı İptal Edilen proje için; İzmirliler, Büyükşehir Belediyesi, İzsu’dan gizlenerek, ÇED süreci sürdürülmüş ve ÇED olumlu belgesi verilmistir.
Çevre ve Orman Bakanlığı’na da 02.02.05 tarihli ve 21.06.05 tarihli dilekçeler gönderilmiş, “işletmeye ilişkin verilen izinlerin iptal edilmesi ya da geri alınması’’ istenmiştir.
İşletmeye ilişkin ÇED çalışmalarının sürdürüldüğü duyumları alınması üzerine, davacılar, Efemçukuru ve civar köylüler ile İzmir _ Bergama, Eşme, Sivrihisar, Havran/Küçükdere Elele Hareketi, 03.02.06 tarihinde İzmir Valiliği kanalıyla davalı Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvuru yaparak, bilgi istemişlerdir. Dilekçeler, İzmir Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü’ne) gönderilmiştir.
Sözünü ettiğimiz dilekçelere yanıt gelmeden, Efemçukuru Köyü’nden Halil Karaçam’ın başvurusuna, Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü’nün 17 Şubat 2006 tarihli yazısı ile yanıt verilmiş, işletmeye ilişkin olarak 08.09.05 tarihinde “ÇED Olumlu Kararı” verildiği bildirilmiştir. Bu yazı ilgilisine 03.03.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
ÇED olumlu kararından ilk haberdar olan kişi bu Halil Karaçam’dır. Halil Karaçam, 06.03.06 tarihinde konuyu İzmir-Bergama,Eşme, Sivrihisar,Havran/Küçükdere Elele Hareketi’ne aktarmış, platform tarafından aynı gün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’ndan görüşme isteminde bulunulmuş, 07.03.06 tarihinde görüşme gerçekleşmiştir. Görüşmede, ÇED olumlu kararı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na iletilmiştir. Yasal süresi içinde bu dava açılmıştır.
Özet olarak, 5216 sayılı ve 2560 Sayılı yasalara aykırı olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi ile bağlı İZSU Genel Müdürlüğü atlatılarak, Altın Madenine ÇED olumlu belgesi verilmiştir.
Davacı Tüzel Kişiler;
S.S.Efemçukuru Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası,
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası,
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD).
Davacı Efemçukuru Köylüleri; (36 kişi)
Birsen Karaçam, Fikret Bay, Rahmi Yıldız, Hüseyin Yavaş, Aziz Yıldız, Halil İbrahim Özdemir, Hüseyin Ateş, Hasan Bay, Mehmet Sarıçam, Abdullah Karaçam, Yasin Şahbas, Ersin Göksel, Orhan Mızrak, Mustafa Yıldız, Ali Mızrak, Nazmi Karataş, İbrahim Ateş, Mustafa Mızrak, Ahmat Ateş, Halil Sağdıç, Ahmet Sağdıç, Nuri Öztürk, Serkan Sağdıç,İbrahim Uysal,Ahmet Balcı, Ali Uysal, İlhan Sağdıç, İbrahim Uslu, Mustafa Mızrak,Kazım Karakuş,Abdullah Özkan,Halil Karaçam, Mustafa Özdemir,Yüksel Ateş, Erkan Sağdıç, Necati Karakuş
Davacı ve davacı avukatları ; (25 kişi)
Av.Arif Ali Cangı ,Av.Banu Dalgıç Cangı, Av.Noyan Özkan ,Av.Ömer Turgut Erlat, Av.Tuncer Fırat Av.İ.Gül Kireçkaya, Av.Şule Arslan Hızal , Av.Sinan Balcılar Av.Mürüvet Suatoğlu Balcılar
Av.Bahattin Özdemir, Av.Mehmet Ali Koç, Av.Aysun Koç, Av.Kurtuluş Binici, Av.Mutlu Çakır
Av.Hilal Küey Av.Hasan Hüseyin Evin, Av.Serap Demir ,Av.Hafize Çobanoğlu, Av.Rahmi Yılmaz, Av.Yelda Kullap, Av.Bircan Mersinli, Av.Nihal Sarıpınar, Av.Gülizar Solaç, Av.İlker Varlı , Av.Nalan Erkem
İzmirli diğer davacılar ; (9 Kişi)
Ertuğrul Barka, Serkan Cengiz, Gönül Kaya, Halil Erdal Tarı, Ayşen Aksüt, Oya Otyıldız,
İffet Diler, Öztan Küçük, Muammer Sakaryalı
İzsu tarafından ayrı bir dava açılmıştır.
5.) Ruhsat iptali kararı bilirkişilerin tarafsızlılığı tartışması nedeniyle bozuldu;
Mahkemece verilen iptal kararı, davalı tarafça “mahkeme kararının yürütülmesinin durdurulması istemli” temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Danıştay 8.Dairesi 2005/l480 E. Sayılı 26.04.05 tarihli kararı ile mahkeme kararının yürütülmesinin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonunda 05.12.05 tarih ve 05/4955 K. Sayılı karar ile “…bilirkişi heyetinde bulunan Prof.Dr.Şevki Filiz’in daha önce Bergama-Ovacık Altın Madeni hakkındaki olumsuz görüşlerini kamuoyu ile paylaştığı ve dolayısıyla tarafsızlığı konusundaki şüphe olduğu ve bir kısım davacıların dava açma süresini geçirdikleri…” gerekçeleri ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmadan sonra, dava dosyası İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin 2006/125 Esasına kaydedilmiş, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
6.) Tarafsızlığından kuşku duyulan bilirkişi yerine seçilen bilirkişi de “yer altı, yer altı suları kirlenir” dedi;
Ruhsat İptali davasında kararın bozulması üzerine, tarafsızlığından kuşku duyulan Prof.Dr.Şevki Filiz yerine seçilen Prof.Dr.Gültekin Tarcan tarafından hazırlanan raporda, bu konuda kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme yapılmış, söz konusu maden işletmesinin yaratacağı riskler tek tek sıralanmıştır. Kısa bir alıntı yapmak gerekirse;
• (Sayfa 17/29) “…dava konusu cevherleşme alanındaki yer altı suyu akım yönü Kokarpınar Deresi’ne doğrudur. Kokarpınar Deresi İZSU tarafından yapılması planlanan Çamlı Barajı’nı besleyen ana derelerden birini oluşturmaktadır. (…) alandaki jeolojik birimler yer altı suyu içermektedir ve bu sular hareket halindedir. Yeraltı suyu akım yönü maden sahasından Kokarpınar deresi’ne kadar doğuya; daha sonra kuzeybatıya, diğer bir deyişle yapımı planlanan Çamlı Barajı’nın memba tarafına doğrudur…”
• (Sayfa 19/29) “…tüm hidrojeolojik veriler göstermektedir ki, dava konusu alandaki jeolojik birimler hidrojeolojik açıdan çatlaklı kaya akiferi (su içeren veya jeolojik katman) oluşturmaktadır. (…) Yeraltı suyu önce madenli cevheri geçerek Kokarpınar Deresi yönünde, oradan da Çamlı Barajı yönüne doğru akmaktadır. Çamlı Barajı Havzası’nın (su toplama alanının) sınırlarında kalan bu alanda açılmış çok sayıda kuyu bulunmaktadır. Yöre halkının içme ve sulama suyu olarak kullandıkları tek su kaynağı bu kuyular aracılığı ile yeraltı sularıdır. Organik tarım uygulamalarının da söz konusu olduğu alanda yapılacak olan madencilik etkinliği sonucu ek kimyasal maddeler kullanılmasa bile, mineralojik değerlendirmelerde değinilen (ağır metal içeren minerallerin madencilik etkinlikleriyle suda çözünürlüklerinin artması nedeniyle) nedenlerden dolayı yeraltı sularının kalitelerinin bozulmasına neden olması açısından çok önemli tehlikeler içermektedir….”
• (Sayfa 20/29) “…Dava konusu maden alanı Çamlı Barajı’nın uzun mesafeli koruma alanında kalmakla birlikte aynı zamanda bu baraj gölünü besleyen önemli bir dere olan Kokarpınar Deresi’nin de mutlak koruma alanı sınırları içinde yer almaktadır. Kokarpınar Deresi yaz kış akışlı deredir. Yaz kış akışlı olan dereler en küçük bir kirleticiyi bile süratle göl alanına ileteceği için baraj gölü mutlak koruma alanı gibi değerlendirilmelidir…”
• (Sayfa 22/29) “…yapılacak olan maden çıkarma işlemleri sonucunda doğal ortamdan çıkarılan formasyonların oksidasyon zonuna çıkmaları ve parçalanmaları nedeniyle, yüzey temas alanının artması sonucu, su kayaç etkleşimi artacağı için başta pH ve Eh değişimi ile artabilecek olan ağır metal çözünmesi (ve yeraltı sularının kirlenmesi tehlikesi bulunmaktadır)…”
• (Sayfa 23/29) “…Bu nedenle, yöre halkı tarafından içme ve sulamada yaygın olarak kullanılan yeraltı sularının korunması açısında yörede ve yakın çevrede herhangi bir madencilik etkinliğine izin verilmemesi gerekmektedir…”
• (Sayfa 28/29) “…Geriye kalan ezilmiş, ufalanmış, parçalanmış, öğütülmüş atık toprak daha önce belirtildiği gibi büyük oranda ağır metallerce zenginleşmiş olacağından hem yüzey suları, hem yeraltı suları hem de çevredeki tarımsal toprağın kirletilmesi için önemli bir risk oluşturmaktadır…”
• (sayfa 29/29) “SONUÇLAR;
Yapmış olduğum araştırma ve incelemeler sonucunda yazdığım bu 19 sayfalık yazımda verileriyle ve ayrıntılı olarak açıkladığım gibi; yapılacak madencilik etkinliklerinin insan sağlığı ve yaşamıyla ilgili önemli tehlikeler içerdiğini ve kamu yararına olmadığını düşündüğümden, dava konusu altın madeninin işletilmesinin uygun olmadığı kanısındayım. Bu konudaki karşı görüşlerim aşağıda, 5 ana maddede özetlenmiştir.
1- Dava konusu altın madeni İzmir’e içme suyu sağlanması amacıyla yapılması planlanan Çamlı Barajı’nın uzun mesafeli koruma alanı sınırları içinde ve bu barajın göl alanını besleyen sürekli (yaz-kış) akışlı önemli bir derenin mutlak koruma alanı sınırları içinde yer almaktadır. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmelikleri gereği, bu sınırlar içinde ek kimyasal madde kullanılsın veya kullanılmasın hiçbir madencilik etkinliklerine izin verilmemelidir.
2- Davalı Maden Şirketi, işletmeyi planladıkları madenin Çamlı Barajı Havza (yağış beslenme alanı) sınırlarında kaldığını kabul etmektedir. Savunma olarak 28-07-2006 tarihli keşif günü beyan ettikleri gibi, Çamlı Barajı’nın yapımından vazgeçildiği ve dolayısıyla su havzası özelliği kalmadığı iddialarının doğru olmadığı, davacı taraf vekillerinin mahkemeye sunduğu İzsu Genel Müdürlüğü dilekçe ve eklerindeki 5 yıllık stratejik plan raporlarının incelenmesiyle anlaşılmıştır.
3- Yöre halkı tarafından içme ve kullanma amaçlı kullanılan tek su kaynağı yeraltı sularıdır. İçme suları kalitesi, insan yaşamıyla doğrudan ilişkili olduğundan korunması gerekmektedir. Yapılması planlanan madencilik etkinlikleri, ağır metallerce zengin cevherli minerallerin oksijenli ortama çıkmasına ve ezilip parçalanarak mineral-su temas yüzeyinin ve su kayaç etkileşiminin artmasına ve bu nedenle yeraltı sularının asitleşmesiyle birlikte ağır metallerce kirlenmesine neden olacaktır.
4- Yöredeki yeraltı suyu akım yönü, maden cevherinden Kokarpınar Deresi’ne doğru ve oradan da Çamlı Barajı göl alanına doğrudur. Madencilik etkileri sonucunda ortaya çıkacak herhangi bir kirletici veya ağır metallerce zenginleşmiş asit maden suları bir süre sonra baraj gölünü de etkileyecektir.
5- Yörede organik tarım uygulaması yapılmaktadır ve sulama suları yeraltı sularından sağlanmaktadır. Tarımsal üretimin kalitesi ve üretilen gıda ürününün sağlıklı olması toprak ve sulama suyu kalitesine bağlıdır. Yapılacak olan madencilik etkinlikleri, yeraltı sularının (dolayısıyla sulama sularının) yanı sıra toprağın da kirlenmesine neden olacaktır.
Sayın G.Tarcan’ın değerlendirmelerine göre; “…dava konusu maden işletilirse, yörenin yeraltı suları kirlenecek, yörede yaşayan insanlar temiz içme suyundan ve sulama suyundan yoksun kalacak, İzmir’in gelecekte susuzluk çekmemesi için zorunlu olan Çamlı Barajı’nı besleyen Kokarpınar Deresi’nin suyu, dolayısıyla Çamlı Barajı’nın suyu kirlenecektir…”
Sayın G.Tarcan’ın belirtilen ağır risk tespit ve uyarılarına rağmen, diğer bilirkişiler Prof.Dr.Aydın Güney ile Doç.Dr.Erol Kaya, raporlarında “dava konusu işlem ile işletilecek altın madeni işletmesinin kamu yararına uygun olacağı” görüşünü bildirmişlerdir. Davayı gören Sayın Mahkeme, bu bilirkişi raporlarındaki çoğunluk görüşünü esas alarak, Prof.Dr.Gültekin Tarcan’ın faaliyetin su kaynakları üzerinde yaratacağı ağır risk değerlendirmelerini hiç dikkate almadan oybirliği ile davanın reddine karar vermiştir.
7.) İşletme ruhsatı iptali davasında verilen red kararı Danıştayca bozuldu;
İşletme ruhsatının iptali davasında; İzmir 4.İdare Mahkemesi tarafından verilen 15.06.2007 tarihli ve 2006/125 E. 2007/895 K. sayılı “davanın reddine” ilişkin karar, davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; Danıştay 8. Dairesinin 31.03.2008 tarihli 2007/7120 E. 2008/2319 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Bu kez gerekçe; “ bilirkişi A.Güney’in tarafsızlığının kuşkulu olması”dır.Bozma kararı ile Efemçukuru Altın Madeni için, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “20.04.1999 tarihli 51791 sayılı” Tüprag Metal Madencilik San. ve Tic. A.Ş..ne verilen 10 yıl süreli altın ve gümüş madeni işletme ruhsatı halen tartışmalı durumdadır.
Diğer yandan; İdari yargıda, temyiz aşamasında yürütmeyi durdurma kararı verilmesi İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Yasasının 52/4. maddesine göre, “Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur”.
Yasanın bu açık düzenlemesi karşısında, Danıştay 8.Dairesi’nin “Efemçukuru Altın Madeni İşletme Ruhsatının İptali İstemini Reddeden mahkeme kararını bozan” kararı ile Efemçukuru’nda Tüprag Metal Madencilik San ve Tic. A.Ş.ye verilen 10 yıl süreli altın ve gümüş madeni işletme ruhsatının yürütmesi durmuştur.
Dava dosyası, davalı yanın karar düzeltme başvurusu da Danıştay 8. Dairesi tarafından reddedildi. Danıştay 8.Daire’nin 10.03.2009 tarihli 2008/7450 E. 2009/1696 K. Sayılı kararında “..Çamlı Barajının yapımının durdurulması ve plan ve programdan çıkarılması hususunun kesinleşmediği anlaşıldığından, karar düzeltme isteminde bulunanlar tarafından öne sürülen hususlar bu davada karar düzeltme incelemesini etkiler nitelikte görülmemiştir…” denmektedir.
Şimdi İzmir 4.İdare Mahkemesi tarafından yeniden keşif kararı verildi. Yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulacak ve inceleme yapılacaktır. Yani EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ’NİN İŞLETME RUHSATININ HUKUKA UYGUN OLUP OLMADIĞI HALEN TARTIŞMALIDIR.
8.) ÇED Davasında Bilirkişi Seçimine ve Raporlara yapılan İtirazlar Dikkate alınmadan karar verildi;
ÇED davasını gören Mahkeme tarafından 15.05.2007 tarihli yazı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği bildirilmiş ve seçilen bilirkişilerin listesi gönderilmiştir. Yazıda ayrıca, bilirkişilerin kişilik ve niteliklerine karşı itirazların üç gün içinde bildirilmesi istenmiştir.
Bu yazı üzerine, Mahkemeye davacılar tarafından sunulan 21.05.2007 tarihli dilekçede; Bilirkişi Prof Dr. Mehmet Karpuzcu ile Yrd. Doç. Dr. Salim Öncel’in değiştirilmesi, bilirkişi heyetine mutlaka maden sahası hidrojeolojisi konusunda çalışmaları ve deneyimi olan bir hidrojeoloji uzmanının seçilmesi istenmiştir.
Çünkü;
• Her iki bilirkişinin aynı üniversitenin aynı bölümünden seçilmesi ve aralarındaki öğrenci/öğretmen ilişkisi nedeniyle, birbirlerini etkileyecekler, bu durumda, aslında tek bir bilirkişinin hazırladığı rapor söz konusu olacağından, iki ayrı bilirkişi atamanın hiçbir anlamı kalmayacaktır.
• Diğer yandan; işlemin dayanağı olan işlemle işletilecek Altın Madeni’nin yaratacağı en önemli risk İzmir Kenti’nin su havzasının kirlenmesine yol açmasıdır. Bu itibarla, işletmenin yerüstü ve yer altı sularına etkisinin mutlaka incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi; yer katmanları arasında bulunan suları ve bu suların kayaçların arasındaki akışının mekanizmasını inceleyen bilim dalı Hidrojeoloji’dir. Dava konusunun özelliği gereğince bilirkişi heyetinde maden sahası hidrojeolojisi konusunda çalışmaları ve deneyimi olan bir hidrojeoloji uzmanının bulunması gerekmektedir. Bilirkişi heyetinde bu nitelikte bir uzman bulunmamaktadır.
Mahkemece itirazlar dikkate alınmadan, aynı bilirkişilerle keşif yapılmış ve rapor düzenlenmiştir. Dosyadaki rapor dikkatle incelendiğinde, itirazların ne kadar yerinde olduğu görülecektir.
Raporun verilmesinin ardından 23.10.2007 tarihli dilekçe ile rapora karşı 26 sayfalık ayrıntılı, bilimsel verilere dayanarak itirazlarda bulunulmuş, objektif ve bilimsel olmayan raporun dikkate alınmaması, hidrojeoloji, ziraat ve halk sağlığı alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması istenmiştir.
Sayın Mahkemece bu itirazlar dahi dikkate alınmadan, dosyada mevcut Meslek Odalarının ve İZSU’nun ve de hidrojeolog bilirkişilerin ağır riskleri tespit eden raporları adeta ‘’yok’’ sayılarak; usul ve yasaya, İzmirlilerin sağlıklı içme suyu kullanma haklarına, Efemçukuru ve yöresinin sağlıklı yaşama hakkına tamamiyle aykırı bir karar olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar temyizden de onandı, karar düzeltmesi aşamasında.
9.) Acele Kamulaştırma;
İzmir’in yaklaşık % 40 suyunu sağlayan Tahtalı Barajı Havzası sınırında, yakın gelecekte 300 bin kişiye su sağlamak için yapılması planlan Çamlı Barajı'nın su toplama havzası içinde bulunan Efemçukuru’nda Eldorado Gold (Tüprag A.Ş.) tarafından altın madeni işletilmeye çalışılıyor. Altın Madenini işletecek olan Tüprag (Eldorado Gold) şirketinin en önemli savunması "Çamlı Barajı'nın yapılmayacağı"ydı. Altıncı şirketin bu savunmalarının ardından DSİ, Çamlı Barajını aniden yatırım programından çıkardı. Barajı, İzmir Büyükşehir Belediyesi yapmaya kalktı, bu kez de Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED olumlu belgesi vermedi.
Çok ilginç ve ibret verici bir politika ile karşı karşıyayız. Bir taraftan ülkemizin havasını, suyunu, toprağını, ormanlarını, kıyılarını, biyolojik zenginliklerini mahveden projelere gözü kapalı ÇED Olumlu Belgesi veren Çevre ve Orman Bakanlığı, diğer taraftan Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin stratejik önemi olan içme suyu havzasında ağır riskli maden/kimya işletmesinin önünü açmak amacıyla Çamlı Barajı Projesine ‘’hayır’’ demektedir. Bu, kesinlikle kamu yararına ve çevre koruma temel ilkelerine aykırı, halkın değil şirketin yararını amaçlayan bir yaklaşımdır.
Ardından 3 Ocak 2008 tarihli Resmi Gazeteden, “Bakanlar Kurulu’nun 2007/12974 sayılı kararı ile İzmir’in su havzası olan Menderes İlçesi’nin Efemçukuru Köyü sınırları içindeki Altın Madeni sahası içinde yer alan toplam 35 parselin Tüprag Metal Madencilik A.Ş. (ELDORADO GOLD) yararına acele kamulaştırılmasına karar verildiğini” öğrendik.
Kararda, Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesine dayanılmış, Yasa “…Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir….” diyor.
Bakanlar Kurulu kararının neresinden tutsanız, elinizde kalıyor;
Efemçukuru yöresini yaşanmaz hale getirecek, içme suyu havzasını kirletecek, İzmir’i susuz bırakacak Eldorado Gold (Tüprag Metal Madencilik A.Ş)’un Efemçukuru Altın Madeni’ni işletmesi “yurt savunması” mıdır?
Kamulaştırma, kamu yararına mülkiyet hakkının sınırlandırılmasıdır. Bu nedenle Anayasada ve Kamulaştırma Yasası’nda “devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde kamulaştırmaya yetkili kılınmışlardır”. Kamu yararı olmadan kamulaştırma yapılamaz. Kamu yararı denen şey; kamu hizmetlerinin gerektirdiği tesislerin kurulması ve düzenli bir şekilde yürütülmesi yoluyla elde dilecek toplumun genel yararıdır. Bakanlar Kurulu’nun acele kamulaştırmasının nedeni Tüprag'ın altın madenini işletmesidir. Yani özel bir şirketin çıkarına köylülerin toprakları ellerinden alınıyor. Hedeflenen yarar, kamunun mu, yoksa çok uluslu şirketin mi?
Nitekim Danıştay 6.Dairesi’nin “Yürütmeyi Durdurma İsteminin Reddi” kararına yapılan itiraz sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından itirazlar yerinde bulunmuş, acele kamulaştırma kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararında özetle;
“…Mülkiyet hakkının sınırlandırılması, kamu yararının gerekli olması halinde anayasaya (madde 13 ve 35) uygun olarak yasayla sınırlandırılabilir. Mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesindeki acele kamulaştırma, istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Aceleciliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin söz konusu olması gerekmektedir. Maden Kanunu uyarınca yapılacak olan kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yoluna başvurulabilmesi için, işletme sahibi özel girişimcinin yararına değil, belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleşecek olan kamu yararının karşılanması gereksiniminin, taşınmaz malikinin yararından üstün olması ve acelecilik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerekmektedir. Dava konusu işlem ile işletmenin biran önce faaliyete geçmesinin sadece ekonomik yarar yönünden irdelendiği ancak acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konmadığı gibi kamu düzeninin de ne şekilde bozulacağının da açıklanamadığı anlaşıldığından, kamulaştırma prosedürü uygulanmaksızın taşınmaza el konulmasını gerektiren acelecilik koşulunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan altın madenine ilişkin verilen işletme ruhsatı ve ÇED olumlu kararının iptali istemiyle açılan davaların da bulunduğu ve bu davaların sonucuna göre işletmenin kamu yararına uygun olup olmadığının belirleneceği de tabiidir. Açıklanan nedenlerle yasada öngörülen ve yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için gerekli olan koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından, davacı itirazının kabulüne ve dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına oybirliği ile karar verilmiştir…”
Bu kararla, “üstün kamu yararı ile olağan kamulaştırma sürecinin uygulanmasında geçecek süre içinde kamu düzeninin bozulması riski koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde acele kamulaştırma yoluna başvurulabileceği” içtihat halini almıştır.
Efemçukuru Altın Madeni’nin kamu yararına olup olmadığı belli değildir, İşletme Ruhsatı ve ÇED Olumlu Belgesi iptali davalarının sonunda ortaya çıkacaktır.
Acele kamulaştırma kararının iptaline ilişkin yargılamasını tamamlayan Danıştay 6.Dairesi bu kez esastan davayı reddetti. Kararlar temyiz edildi, Efemçukuru Köylüleri Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararını bekliyor.
Bu arada, kamulaştırılmasına karar verilen arazilere acele el konulması için Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açıldı. Davalarda keşif ve bilirkişi incelemeleri yapıldı. Bu davalarda Danıştay’daki kamulaştırmanın iptali davası sonucunun beklenmesi aşağıdaki gerekçelerle istendi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararı göz önüne alındığında, temyiz aşamasında da davanın reddine dair kararın bozulacağı ortadadır. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan acele kamulaştırma işleminin iptali yüksek ihtimaldir. Taşınmazlara el konulması ve taşınmazların Altın İşletmesi yapmak isteyen Tüprag Metal Madencilik A.Ş.ye teslim edilmesi halinde, şirketin işletme hazırlıkları kapsamında, taşınmazın üzerindeki üzüm bağları ve diğer ağaçlar yok edilerek, çalışma yapılacağı ortadadır. Bu durumda dayanak olan acele kamulaştırma kararının iptal edilmesi halinde de taşınmazın eski haline getirilmesi mümkün olmayacaktır.Bu nedenlerle; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun temyiz incelemesi sonucunun beklenmesine karar verilmesini diliyoruz.
Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi bu istemimizi yerinde buldu ve Danıştay’daki temyiz incelemesinin sonucunun beklenmesine karar verdi.
10.) İzmir Kentinin Sürekli Olarak Arsenik Ve Diğer Ağır Metal İçeren Suya Mahkum Olmaması İçin, EFEMÇUKURU Altın Madeni İşletmesi Engellenmelidir;
İzmir’de geçtiğimiz yıl güncel olarak yaşanan en önemli tartışma konusu, İÇME VE KULLANMA SUYUNDAKİ ‘’arsenik” miktarıdır.
Ankara’nın içme-kullanma suyunda arsenik tartışmalarından sonra, İzmir’de de suda arsenik tartışmaları başladı. İzmir’in değişik semtlerinden alınan su örneklerinde yapılan tahliller sonucunda, kimi numunelerde Dünya Sağlık Örgütü’nün rehber ilkeleri ile Sağlık Bakanlığınca 31.12.2004 gün ve 25687 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğin izin verdiği sınır değerlerden daha fazla arsenik çıktı. WHO ve Yönetmelik hükümlerine göre Arsenik için öngörülen parametre değeri 10 / mikrogram / L’dir.
İzmir Hıfzısıhha Enstitüsü Müdürlüğü, İzmir Sağlık Müdürlüğü ve İzsu Laboratuar Müdürlükleri tarafından ortaklaşa 17.06.2008 23:30 tarihinde aşağıda semtlerden alınan içme suyu numunelerinin Arsenik analiz sonuçları tablo halinde verilmiştir.
İlçe/semt As mikrogram/L SCl (mg/L)
BALÇOVA 11 0.3
BALÇOVA 12 0.3,
GÜZELBAHÇE 14.7 0.3
BAYRAKLI 12 0.3
KARŞIYAKA 15 0.4
BOSTANLI 15 0.4
ÇİĞLİ 12 0.5
EGEKENT2 10 0.6
BORNOVA 14 0.3
BORNOVA 15 0.3
KARŞIYAKA 14 0.3
BOSTANLI 21 0.3
ÇİĞLİ 13 0.5
Bu tabloda dikkat çekici olan, yer altı kuyularından alınan sulardaki arsenik oranının sınır değerlerin üzerinde ve yüksek olduğudur. Diğer yandan en büyük yüzeysel su kaynağı olan Tahtalı Barajı’nın suyunda arsenik saptanamamıştır.
Bunun anlamı nedir? Plansız ve kontrolsüz sanayileşme ve diğer nedenlerle yer altı sularının kalitesi bozulmuştur. Yüzeysel suların toplanması ve kirlenmenin önlenmesi İzmir için yaşamsal bir konudur. İzmir’in en önemli yüzeysel su havzalarından biri olan Efemçukuru yöresinin korunamaması durumunda, İzmir kenti arsenik ve diğer ağır metal içeren içme ve kullanma suyuna mahkum olacak ve yakın bir gelecekte İzmir, KANSER KENTİ halini alacaktır.
İşin özü; Efemçukuru yöresi her türlü kirleticiden ve risklerden uzak tutulmalı ve yakın bir gelecekte 5 Milyon insanın yaşayacağı İzmir kentinin içme ve kullanma suyunun önemli bir bölümünü sağlayacağı bu alan, mutlak koruma altına alınmalıdır.
11.) Belediye Encümeni kapatma kararı verdi;
Efemçukuru Acele kamulaştırma kararının yürütmesinin durdurulması üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına başvurulmuştur.
Başvuruda Özetle; “…Altın Madeni ile ilgili işlemlerin hukuka uygunluğu tartışmalı iken; hatta ilk işlem olan işletme ruhsatı dahi tartışmalı olduğu halde, Efemçukuru Köyü’nden aldığımız bilgilere göre, madenin üretim faaliyetleri için hazırlık çalışmaları yapılmaktadır. Bu kapsamda “maden ocağı galeri ağızlarının açıldığı” bildirilmektedir. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik gereğince, söz konusu işletmeye “yer seçimi ve tesis kurma izni, birinci sınıf gayrisıhhi müessese deneme üretimi izni ve işyeri açma ruhsatı” gibi üretim faaliyetine yönelik izinleri vermeye yetkili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’dır. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından verilmiş bir izin söz konusu değildir. Bu durumda, galeri ağzı açılması gibi tesis kurma ve üretime yönelik çalışmalar yasal olmayan çalışmalardır. Bu nedenle Efemçukuru Altın Madeni’nin izinsiz üretim ya da tesis kurmaya yönelik faaliyeti olup olmadığının denetlenmesini, varsa izinsiz faaliyetlerin durdurulması, izinsiz yapıların yıkılması için gereken işlem ve eylemlerin yapılmasını diliyoruz…”
Başvurumuz üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi Encümeni tarafından 08.01.2009 tarihli karar ile “…1/25000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım Planına göre Çamlı Barajı uzun mesafeli koruma bandı ile Çamlı Barajı su toplama havzasında yer alan dere mutlak koruma alanları kapsamındaki Efemçukuru Altın Madeni sahasında, 21.10.2008 tarihinde GSM İnceleme Kurulunca yapılan incelemede Efemçukuru Köyüne ait yoldan maden sahasına giden ulaşım yolunun 6 metreye genişletilmesi çalışmalarına başlandığı, çalışmaların devam ettiği- maden sahası içindeki yollarla ilgili düzenleme çalışmaların yapıldığı, Kokarpınar Deresinin maden sahası içinde kalan bölümünde dere ıslah çalışmalarına başlandığı ve çalışmaların devam ettiği, ıslah çalışmaları kapsamında, dere kenarında yapılması planlanan 600 metrelik istinat duvarının 1/3’lük kısmının tamamlandığı, cevher işleme üniteleri ile şantiye binası ve yardımcı ünitelerin yer alacağı bölgede düzenleme çalışmalarına başlandığı ve bu bölgedeki ağaçların kesildiği- üç adet galeri yapılması planlanan maden ocağında, güneyde bulunan galeri ağzının açıldığı, faaliyet sırasında çıkacak olan kontamine atıklar ile ambalaj atıkları ve diğer atıkların geçici olarak depolanacağı atık sahası oluşturma çalışmalarına başlandığı, şantiye sahasının düzenlendiği yeni konteynerlerin ilave edildiğinin saptandığı, Su Havzalarının Koruma Yönetmeliği’nin 3/6. maddesi gereğince Tüprag Metal madencilik San. Ve Tic. A.Ş.ye ait altın madeninin çıkarılması ve işletilmesi için GSM ruhsatı verilmesi uygun bulunmadığından, bulunduğu yerde ruhsatlandırılması mümkün olmayan Efemçukuru altın madeni işletmesinin 5393 Sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nın 15/B maddesi gereğince kapatılmasına…” karar verilmiştir.
Encümen kararı 26 Ocak 2009 tarihinde infaz edilmiş, zabıta ekipleri tarafından açılan galeri ağzı mühürlenmişti.
Encümen kararının iptali için işletmeci Tüprag Metal Madencilik San ve Tic Ltd. Şti. tarafından dava açıldı. Açılan davada : İzmir 2.İdare Mahkemesi’nin 02.04.2009 tarih ve 2009/119 E. Sayılı kararı ile yürütmeyi durdurma istemi reddedilmiştir.
Bu kararla, EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ İşletmesinin hazırlık çalışmalarının dahi hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmıştır. Gayrisıhhi Müessese Ruhsatı verilemeyecek olan Efemçukuru Altın Madeni için verilen ÇED izni dahil tüm izinlerin hukuka aykırı olduğu da apaçık ortadadır.
12.) Aldatıcı Reklamlar İçin Başvuru;
Bir yandan Efemçukuru Altın Madeni’ne izin veren idari işlemlere ilişkin yargısal süreç devam ederken, madeni işletecek olan Tüprag Metal Madencilik San ve Tic A.Ş. tarafından gazetelere boy boy reklamlar verilmeye başlandı. “Türkiye’nin Altın Geleceği İçin Çalışıyoruz” başlıklı, sayfalar dolusu aslında reklam olan yayınlar yapıldı.
Tüketicinin Korunması Hakkında Yasası’nda yasaklanan “aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu” nitelikteki bu reklâmlar nedeniyle Habertürk ve Radikal Gazeteleri hakkında SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü Reklâm Kurulu Başkanlığı’na başvurular yapıldı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ve Ekoloji Kolektifi Derneği tarafından yapılan başvuru ile başlayan süreç henüz tamamlanmamıştır.
13.) Hem ÇAMLI BARAJI hem de EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ olmaz.;
Çamlı Barajı’na ÇED izni vermeyen Çevre ve Orman Bakanlığı’nın (ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü’nün 19.12.2007 tarih ve 13685 sayılı) işleminin iptali için İzsu tarafından dava açılmıştır. İzsu (İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine açılan davayı gören İzmir 2.İdare Mahkemesi 2008/269 Esas sayılı dava dosyasından 07.05.2008 tarihinde yerinde keşif yapmış ve üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor almıştır. Düzenlenen Bilirkişi Raporunda; “.İzmir’in doğal nüfus artışı, İzmir’in günümüzdeki ve gelecekteki su talebi ve arzı” değerlendirilmiş ve Çamlı Barajının yapımına ihtiyaç olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Dosyaya gelen bilgi ve belgeler ile bilirkişi Raporunu değerlendiren İzmir 2.İdare Mahkemesi 09.09.2008 tarihli kararı ile;
“…İzmir Kenti toplamında 320 milyon m3 su öngörülmüş olmasına rağmen 168 milyon m3 su temin edilebildiği, küresel ısınma ve kuraklık vb faktörler nedeniyle Çamlı Barajı gibi yeni kaynaklara ihtiyaç duyulacağı,kuyulardan çekilen sularda kalite sorunu yaşanabildiği, örneğin bazı kuyulardan çekilen sularda, standart üstünde arsenik tespit edildiği, Çamlı Barajından elde edilecek suyun yüksek kalitede olduğu, DSİ II. Bölge Müdürlüğü 2009 yılı Takdim Raporu CD’sinde DSİ II. Bölge Müdürlüğünün İçme ve Kullanma Suyu Projeleri Listesinde Çamlı Barajı’nın 22 Milyon m3/yıl hacimle Kesin Proje Aşamasında Olan Projeler Tablosunda yer aldığı, nihai olarak bu kaynağa ihtiyaç olduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptanması karşısında, dava konusu işlemde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Öte yandan idari işlemin uygulanması halinde davacı kurum da dahil olma üzere kamu için giderilmesi güç zararlar doğacağı tartışmasızdır. Hukuka aykırı bulunan ve davacı kurumun ve kamunun telafisi güç zararlarına neden olabilecek nitelikte bulunan dava konusu işlemin teminat alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına oybirliği ile karar verilmiştir…”
Bu kararla birlikte “Çamlı Barajı’na ihtiyaç vardı, yoktu” tartışması bitmiştir. Bundan sonraki süreçte, bütün projeler için izin verilmeden önce Çamlı Barajı’nın yapılacağı gerçeği göz önüne bulundurulmalıdır.
Çamlı Barajının yapılacağı yargı kararı ile tartışmasız hale gelmiştir. Çamlı Barajı yapılacağına göre, bunu kirletecek Efemçukuru Altın Madeni işletilmesi akıl, mantık ve hukuka sığmaz.
Bu durumda;
Efemçukuru Altın Madeni’nin işletilmesine ilişkin tüm hazırlık çalışmaları hemen durdurulmalıdır.
Encümen kararı ile galeri ağzı mühürlenmiş olmasına karşın, her gün dinamitler patlatılarak yol yapımı ve tesis kurmaya ilişkin diğer hazırlık çalışmaları yoğun biçimde sürdürülmektedir. Efemçukuru Köylüleri yaşananlardan kaygılıdır.
İzmir için yaşamsal bir sorun olan Efemçukuru Altın Madeni’ni önleme görevi öncelikle İzmir Büyükşehir Belediyesine aittir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 8 Ocak tarihli Encümen kararını tam olarak uygulamalıdır. Bu kapsamda, yol yapımı ve diğer tesis kurma çalışmalarının tamamı bir an önce durdurulmalıdır.